Özür

Özür dileyen silgiye benzer. Her özürde daha da küçülür.

Şükür

Şükür, daha fazlasını istememek değldir.

Tarafsızlık

Tarafsızlık da taraf olmaktır…

Çekilmeyecek Yük

Bakara süresinin 286. ayetinde insanoğluna çekemeyeceği bir yüke sahip olmayacağı belirtilmektedir.

Nedir çekilmeyecek olan yük?

İşkence olamazdı, çünkü günümüzde pek çok işkence mağduruna rastlanabilir. Hastalıklar olamazdı, çünkü hasta bedenler hızla artmaktaydı. Vicdan azabı da olamazdı, çünkü hayat tiyatrosunda izleyiciler çoğunluktaydı…

Böyle bir yük vardı, çünkü inananlar için kesin bir kaynaktı Kur’ân. O halde neydi bu yük? Ölümsüzlük olabilir miydi acaba? Acı veren günlerin sonu olmasaydı, çekilebilir miydi acılar?

Evet, Azrail’in olmaması düşünülemezdi. Kimi zaman ansızın kapıyı çalsa da, onsuzluktu belki de çekilmeyecek yük.

————-
Çekilmeyecek yükü yaşamaktan ve görmekten O’na sığınırım.

Espri

Espri, düşünceleri ifade etmek için kullanılan bir söyleyiş tarzıdır.

Adil Ol(a)mamak

Adil olduğunu ya da olacağını iddia edenler belki yalan söylememekteler, ancak yanılgıda olduklarını bilmelidirler. Adil olmayan bir sistemde adil olabilmek, sisteme karşı bir isyandır muhtemelen. Ve isyanlar her zaman bastırılmaya mahkûmdur!

Dünyanın bir bölümü açken bir bölümü bencilse, açlara adaletten söz edemezsiniz, çünkü adalet onlar için yoktur.

Her insan doğar, büyür ve ölür. Bu bir adalet değildir, çünkü her insan farklı doğar, farklı büyür ve farklı ölür. Kimi sarayda doğup ölür, kimi hasta doğup ölür. Hasta için adalet yoktur, çünkü o, bir başka doğmuş ve bir başka ölmüştür.

Bir doktor her hastaya merhem olamıyorsa, o doktor adil değildir; çünkü doktor, adil olmayan bir sistemin ürünüdür ve adil olmayan bir sistemde adil olması imkânsızdır.

…işte bu yüzden adil olmayan bir sistemde adil olmak, adil olmaya çalışmaktır…

Yanılgı

Her şey bir yanılgıdan ibaretti belki de

Adalet

Adil olmayan bir sistemde adil olmak, adil olmaya çalışmaktır…

Doğru Denen Olgu

Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi olan “Kendini Arayan Adam” adlı romanda dikkatimi çeken tek bir cümle vardı. Kitap birinin günlüğünü konu alıyordu. Dikkatimi çeken cümle ise; “…işte bu yüzden insanlar konuşur, ben susarım” idi.

Niye bunları yazdığıma gelince; sanırım benim de kendimi aramam gerekiyor. İnsanlar bana çok farklı görünmeye başladı. Herkesin dediğim dedik tavırlarına sıkça tanık olmaya başladım. “Kimsenin kimseye ne saygısı ne de sevgisi kalmış” düşüncesi iyice beynime işlemeye başladı. Hele ki, bu tavırları birinci sınıf insanlar olarak tanımladığım güruhtan da görünce, acaba yanılgıda olan ben miyim diye sorgulamaya başladım kendimi.

Bağnazlıklar etrafı o kadar sarmış ki, herkes doğruyu savunduğunu iddia edebiliyor. Muhakkak ki, her doğruda bir gerçeklik payı vardır, ancak bu yanılma payının da olmadığını göstermez. Bu sebepledir ki, “tek gerçek, gerçeğinde bir çelişki olduğudur.”

Şu ana kadar doğruyu yaptığımı iddia etmedim. Doğruyu yaptığımı düşündüm, ancak bunu yaparken de bağnazlık yapmadığımı düşünüyorum.

Her düşüncede de yanılgı payı vardır. Benim de yanılgılarım muhakkak olmuştur. Belki de hala bir yanılgıyı savunuyorumdur. Olur ya; yanılgıya düşüp bir kalp kırdıysam, kırılan kalbimdir.

Sanırım benim de kendimi aramamın vakti geldi, çünkü doğrularımdan şüphe duymaktayım.

…işte bu yüzden insanlar konuşurken, ben susacağım…

Bilmek Ve Yapmak

Bilmek, yapabilmek olmalıydı aslında…

Sayfa 2 / 3123