Düşünce Dünyamdan -1-

Düşünce dünyamdan bir kesit:
– Bu yıl bir akülü sandalye alıp kimse itelemeden dünyayı keşfetmem gerek.
– Hayır, hayır, en az 2000 TL bir sandalye parçasına veremem.
Bir kaç dakika ara…
– Şu telefonum bozulmadan bir IPhone 4S almam lazım.
– Evet, evet, 2000 TL de olsa alırım ben bu aleti.
Bir kaç saniye ara…
– … (Sinsi bir gülümseme)

Faili Meçhullerin Ülkesi

Türkiye’yi Türkiye’de kime sorarsanız sorun, tereddütsüz katılacaklardır konu başlığına… Evet, diyeceklerdir hep bir ağızdan: Faili meçhullerin ülkesi Türkiye

Kime sorarsanız sorun, bir sevdiğinin failini bulamamıştır. Mesela, Muhsin Yazıcıoğlu’nun sevenleri! Bu arada, nerede onun katili ya da katilleri? Evet, evet, her gün haberlerini görüyoruz! İyi de ne zaman öldü, neden şimdi araştırılıyor, şimdi araştırılıyor da ne oluyor? Ben söyleyeyim: Koca bir hiç!
(daha fazla…)

Partizanca Yeni Yıl

Milliyetçi Hareket’lerle kurulmuş bu diyarlarda, Cumhuriyet Halk’ının Barış ve Demokrasi’den ümidini yitirdiği şu günlerde, Adalet’le Kalkınma’yı beceren ya da beceremeyen herkesin Yeni Yıl’ını partizanca duygulardan arınmış halimle kutlar, Has Parti’lerde kafayı bulmak gibi eylemlere cesaret edilmemesini niyaz ederim.

Kelebekler ve İnsanlar

Kelebekler ve İnsanlar: İki sakat aşığın fantastik hikayesi. Fantastik diyorum; çünkü yazar, olmayacak duaya “amin” diyerek mutlu sonla bitiriyor romanı.

Bir sakat olarak zorlama bir son olduğunu söyleyebilirim; ama güzel bir son olduğunu da itiraf etmem gerekiyor. Netice de, insanlar yalanlara da inanır. Sakatlığın anlaşılması yönünde pozitif bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.
(daha fazla…)

Aşkı Aklamak

Geçen gün Mürvet Sarıyıldız’ın “İki Cami Arasında Aşk” adlı kitabını okudum. Kitap Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a duyduğu aşkı anlatıyor. Dikkatimi çeken nokta, Sinan’ın o sırada başkasıyla evli olmasıydı. Olması gerekenin aksine bu aşk öyle güzel anlatılıyor ki, aşkın suçlu yanı hiç zorlanmadan temize çıkıyor.

Yine geçen gün, ama öncekinden farklı bir geçen gün bir video izlemiştim. Evli bir adam internetten tanıştığı bir kadına abayı yakıyor. Bunu öğrenen eşi televizyonda veryansın ediyor. Dinleyenlerse ahlar ve vahlar içinde hem kelimeleriyle, hem de vicdanlarıyla kadınına ihanet eden adamı adeta çarmıha geriyorlar.

Şimdi düşünüyorum: Mimar Sinan neden masum ya da ismini bilmediğimiz adam neden suçlu?
(daha fazla…)

Proğram Değil, Program!

Eski programcılardan olsam da, en büyük ıstıraplarım arasına girebilecek bir hatadan bahsetmek istiyorum. Öyle bir hata ki, programcıların bile yaptığına şahit oluyorum.

Bir kelime! Okunuş ve yazılışı “program” olan basit bir kelime, nasıl olur da “proğram” şeklinde yazılıp telaffuz edilebilir?

Lütfen kelimelerimize sahip çıkalım!

Ne Mutlu Türkiye’m Diyene

Bir zamanlar, ta Cumhuriyetin tazeliğini koruduğu zamanlar Anadolu’ya has bazı türküler yasaktı. Sinan Çetin küçük bir reklam filmi de yapmıştı buna dair. Bu trajikomik tabloya inanmak güçtü, ama mesele yurdumun hakiki meselelerindendi. Gülmek istediğiniz bir tablo olmasına rağmen, hüzünleniyorsunuz hatırlayınca.

Günümüzde görülmediğine göre belli ki hatadan dönülmüş, lakin zaman çehre değiştirerek yeniden vücut bulmuş. Çok değil. Siz deyin 10 yıl önce, ben diyeyim 15 yıl önce Kürtçe şarkı dinlemek suç haline gelmiş. Dinleyenin fişlendiği, hapishanedeki oğluyla Türkçe bilmeyen kadının suspus kaldığı haller vuku bulmuş. Sonunda akıl bu tuhaflığı da enselemiş en berrak anında.
(daha fazla…)

Başbakanın Kürtlere Çağrısı

Başbakanımızı severim. Cesareti ve bu zamana kadar gördüğüm sistematik tavırları, ben de hayranlık uyandırmıştır. İktidar olduğunda muhafazakârların beklentilerine hemen cevap veremeyişine tepki gösterenlere “O, Erbakan gibi değil. Zamanı gelince yapması gerekenleri yapacaktır.” diyordum. Nitekim o da, halkın durumun farkında olmadığını gördüğünden, yapacağı şeyleri sindire sindire uygulayacağını söylemişti. Henüz türbana tam özgürlük vermedi belki; ama yakın gelecekte bu sorunu da çözüme kavuşturacaktır.

Hükümet derin devlete karşı taktiksel hareket ederek büyük ölçüde başarılı oldu; ancak terör sorunu konusunda aynı başarıyı gösteremedi. Özellikle son dönemlerde… PKK ile derin devleti, güncel ismi ile Ergenekon’u aynı kefeye koyuyor. Aynı taktikle sindirmeye çalışıyor. Yaptığı hata, tam da bu noktada başlıyor; çünkü PKK Ergenekon’un aksine kartlarını açık oynuyor. Ergenekon sırtını halka dayıyordu ve halkı kaybetmemek için gerekirse kirli oyunlar oynuyordu. PKK’nn sırtı ise silahlara dayalı. Şakası yok. Sıkarsam ne olur düşüncesi yok.
(daha fazla…)

Sohbet Pencerelerini Klavye ile Dolaşma

Yazışma yoluyla sohbet etmeye pek itimat etmem; lakin geçen gün birkaç arkadaşın cemaline merak sardım ve Facebook’ta kendileriyle yüzgöz olayım istedim. Çevrimiçi olduğumda zatıma kıymet veren değerli selamlarla muhatap oldum. Bir de baktım ki, 3-5 sohbet penceresi açılıvermiş. Bu pencereler arasında fare ile dolaşmaya şimdilik muktedir olsam da, klavye ile pencereler arasında dolaşabilme arzusu bir yanardağa sığmayan ateş misali içimden taşmaya başladı.
(daha fazla…)

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Esasında kitap önermekten memnun değilim. Henüz kendimi okumak konusunda ehil hissetmiyorum; ancak yine de, varsa, tarihin acemiliğimi de not etmesini istiyorum. Bu yüzden, güncel eserlerden alamadığım hazzı Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı kitaptan aldığımı ilan ediyorum.
(daha fazla…)

Sayfa 1 / 121234510...Son »