Sağlığımın biraz daha gerilemesi ile birlikte programlama dünyasından el etek çekmek mecburiyetinde kaldım. Uzun zamandan beri süregelen kimliksizliğe düçarım. Kimliksizlik derken yanlış anlaşılmak istemem. Meşgalesi olmayanlara gönderme yapmak değil maksadım. Oyuncak arabasını kaybetmiş bir çocuktan bahsediyorum. Yani benden. Üstelik sadece canım sıkılmıyor kayıp verdiğim oyuncaktan dolayı. Hani, kötü ebeveynler vardır ya bazı çocukların; üzülme demek yerine, neden kaybettin diye hesap sorulur ya çocuğa. İşte, aynı ben. Hem oyuncağımı kaybettim hem de onu alanı. Artık ne kitabım olacak ne de onları yazacak güçte ellerim.
Yıllar geçti üzerinden ve bir seda yükseliyor maveradan: Aczini çok dinledin. Uyan ey gafil! Kuşan terk ettiğin asaleti! Bir ışık görüyorsan tünelin sonunda, uzaklığı hesap etme. Ölçüler aldatmasın seni. Gözlerinin gösterdiğidir gördüğün. O gözler ki, ışığa tutsak. Bilmez misin, kaplumbağalara uzaktır gördüğün, tavşanlara değil. Uyan, ey bedeni meczup! Muhalefet eyle pes edişlere.
(daha fazla…)
İskender Pala’yı tanımak ve yaşadığı “İlginç zamanlar”a şahit olmak isteyenlere…
* Klavye kılıçtan keskindir.
* Alma üyenin ahını, çıkar aheste aheste
* Üyesini banlamayan dizini döver.
* Moderatör sana söylüyorum admin sen anla.
* Derdini Google’a sormayan derman bulamaz.
* Dost internetinin arızalandığı gün belli olur.
* Geçti forum pazarı sür eşeği facebook’a.
* Bin bilsen de bir Foruma danış.
* Arayan Mevla’sını da bulur virüsünü de.
* Aslan yazdığı yorumdan belli olur.
* Bir yorumun 40 konu hatırı olur.
* Konuyu açan el okuyan elden üstündür.
* Yazmak gümüşse, okumak altındır.
* Moderatör gibi yar, admin gibi diyar olmaz.
* Üyeler uyur, hacker uyumaz.
* Damlaya damlaya kota dolar.
* Internet girmeyen eve facebook girmez.
* Aç üye yazmaz.
* Atın ölümü bilgisayardan olsun.
* Sanal alemden ayrılanı kurt kapar.
Psikolog Dr. Martha Stout’un vicdan yoksunu insanlar ve vicdanın önemini incelediği güzel bir eser.

Sanırım bundan sonra filmlerden ziyade kitap tanıtımlarım olacak. İstedim ki ilk tanıtımım hem güzel hem özel olsun.
Güzel olanı tavsiye eden, inananların bile gerçekten anlamadığı İslam’ı anlatan bir kitap. Bazı noktalarına katılmasam da, genelde sorulara güzel cevaplar verilmiş.
Mevsim yaz
Gökyüzünde bulutlar
Sen yağıyorsun toprağa
Sen yağıyorsun bir cam parçasına
Camlar mani sanıyor
Çıkıyorum sokağa
Ama sen
Yağmıyorsun bana
Toprak küsüyor bana
Camlar küsüyor bana
Sokaklar küsüyor bana
Cezaymışım onlara
Filmde boyundan aşağısı felç olan bir adamın ötenazi isteği işleniyor. Adam kolunu bile kıpırdatamadığından intihar etmekten bile aciz. İnsanlardan tek istediği birazcık siyanür… Zor oluyor, ama sonunda bir seveni adamın isteğini yerine getiriyor ve kahramanın tabiri ile onurlu bir ölümün tadına varıyor.
Dram sevenler için güzel bir film.
Uzun zamandan beri iyi ve kötüyü ayırmak ve ayırmamak arasında debeleniyorum. Bugün bitirdiğim kitap bu arzumu doruğa çıkardı. Kitapta Bosna savaşında işkence ve tecavüze uğrayan kadınlardan birinin dramı anlatılıyordu. Kitabın bir bölümünde “İnsanlar nasıl yaratıklar?” diye bir ifade görünce, birdenbire bütün kötü insanlardan nefret ettiğimi fark ettim. O an nefretim o kadar büyüktü ki, kötü olarak yaftalanan herhangi birini öldürebilirdim. Öyküdeki kötülere ise, işkence bile yapabilirdim.
(daha fazla…)
Son Yorumlar